Home > Kelimeler > KPDS’de en çok çıkan kelimeler – 1

KPDS’de en çok çıkan kelimeler – 1

Bu konu bir yazı dizisinin bir parçasıdır. Başlığından da anlaşılacağı üzere sadece ilk konudur. Daha fazlası için bizi takip etmeye devam edin. Etiket: KPDS, ÜDS

Abrogate: yürürlükten kaldırmak, (bir kanuna veya anlaşmaya) son vermek
Accord: uzlaşma
Accordingly: buna göre
Accused: sanık
Accustomed: alışkın, alışılmış, her zamanki
Acknowledgement: onay, kabul etme, tasdik
Acute: keskin (düşünce), şiddetli; dar açı; çok çabuk tehlikeli bir biçime gelen hastalık
Affable Agreeable: rahat, dostça, anlaşılabilir
Affair: olay, mesele, sorun
Affectionate: müşfik, sevecen
Affluent Wealthy: varlıklı
Aisle:sıralar arası, yol, geçenek
Ambiguous: müphem, birden fazla anlama gelebilen
Amend: düzeltme, değiştirme
Ample: gerektiğinden çok, bol
Apparel Clothing: kılık kıyafet
Apparent: açık, apaçık, belirli
Apprehension Fear; korku, endişe; anlayış, kavrayış
Artisan: zanaatçı, esnaf
Asset Advantage: kıymetli şey, beceri, erdem
Asset: servet; değerli nitelik
Astonished: hayret etmek, şaşkın olmak, şaşırmak
At once: derhal; aynı anda
Attainment: Achievement, başarı, elde etmek, marifet
Avidity: gayret, heves, hırs  Barely: zar zor, zorla
Bloom: çiçek açmak
Blossom: çiçek açmak, canlanmak, gelişmek
Blunder: gaf, gaf yapmak
Boost: artırmak, yükseltmek
Bound to: zorunlu, kesin, mutlaka
Break: off kırılıp ayrılmak, ilişiğini kesmek; birdenbire durmak
Breakthrough: cepheyi yarıp geçmek; büyük buluş
Bring down: indirim yapmak, düşürmek
Briskly: Quickly, Energetically canlı ve istenilen tarzda; enerjik
Bump: vurma, toslama; şiş, tümsek
Call at: uğramak
Call on: ziyaret etmek; talep etmek
Call up: telefon atmak
Captivate: büyüleme, esir etme, cezbetmek
Carry out: yerine getirmek, gerçekleştirmek
Cease: sona ermek, durmak
Charge: ücret; itham; hamle; şarj
Clammy: yapış yapış; soğuk nemli
Clog: tıkamak, tıkanmak; takunya
Compensation: bedel, tazminat, telafi
Composed: birleşmiş; bestelenmiş; kendine hakim olmak
Compromise: uzlaşmak
Conceal: gizlemek, saklamak, örtmek
Concession: taviz, ödün
Concurrence Agreement: aynı olan, birlik olma, uyuşma; aynı zamana rastlama
Condense: yoğunlaşma; sıvıya dönme; çözeltme
Confiscated: Seized müsadere etmek, haczetmek; istimlak etmek
Conscientious vicdanlı
Consequence: netice ; önem
Consistently: mütemadiyen, devamlı
Constitute: teşkil etmek, tesis etmek; tayin etmek
Contaminate: kirletmek; zehirlemek, bozmak
Contented: halinden memnun, mutlu
Courteous: nazik, kibar, saygılı
Crooked: eğri, çarpık, virajlı, hilekar
Dabble: su serpme; suyla uğraşmak
Deception: aldatma, hile
Deceptive: aldatıcı, yanıltıcı
Delicate: nazik, hassas, narin
Delight: sevinç, zevk, haz,
Deplore: teessüf etmek, üzülmek
Despondent: ümitsiz, meyus
Detest: nefret etmek, tiksinmek
Diluted: sulandırılmış, su katılmış
Discourteous: nezaketsiz, kaba
Discreet: saygılı, dikkatli ve nazik
Discretion: basiret, sağduyu, tedbir, ihtiyat
Disgraced: gözden düşmüş; itibarsız; yüz karası
Disintegrate: parçalamak, bölünmek
Disposition: eğilim, mizaç, düzen, tertip
Dissolve: çözmek, dağıtmak, yok olmak
Ditch: hendek, ark, kanal
Divert: başka yöne çevirmek; saptırmak
Divulge: ifşa etmek, açığa vurmak
Drift: sürüklenmek
Drowsy: Sleepy uykulu, uyku veren
Dwindle: giderek azalmak
Elevation: kaldırma, yükseltme; terfi
Embark: (on) gemiye binmek; başlamak
Emerge: meydana çıkmak
Emit: yaymak, çıkarmak
Endearing: sevdiren
Enhance: değerini, gücünü, güzelliğini arttırma, süslemek, genişletmek
Enthusiastically: şevkle, hararetle
Equivocal: Ambiguous iki anlama gelebilen
Espionage: casusluk
Excessive: aşırı, haddinden fazla
Exempt: bağışık; muaf; hariç tutmak
Expedition: yolculuk; sefer
Explicit: açık, sarih
Expose: ifşa etmek; ışığa tutmak; korunmasız bırakmak, maruz bırakmak; teşhir etmek; pozlamak
Exposure: ifşa; korunmasızlık; poz
Fabric: kumaş, doku
Faint: Indistinct donuk, baygın
Fatigue: yorgun, bitkin; yormak
Fearsome: dehşetli, korkunç
Feasible: yapılabilir, mümkün
Feeble: zayıf, kuvvetsiz
Firing: Ateşleme; pişirme; işten atma
Fiscal: mali
Flip: fiske atmak; keçileri kaçırmak; hayran olmak; küstah
Flushed: kızarmak, utanmak
Forestall: erken davranıp önlemek
Frank: açık sözlü, içten, samimi…  frankly: to be honest
Fume: pis kokulu gaz, yaymak
Futile: boşuna, beyhude
Genuinely: hakikaten, gerçekten
Giggle: kıkırdamak
Gist: ana fikir
Gleeful: neşe dolu
Halt: mola, durma
Hamper: hareketini güçleştirmek, engellemek Hand-held: elde tutlan
Hasten: acele etmek, ettirmek
Heavely: büyük oranda, şiddetli olarak
Hectic: heyecanlı, telaşlı
Hike: uzun yürümek; fiyatını artırmak
Hurl: fırlatmak
Impartial: yansız
Impromptu: hazırlıksız, doğaçlama
In charged: sorumlu, görevli
Inadvertent: kasıtsız, elde olmayan
Incidence: oluş sıklığı, meydana gelme oranı
Incline: eğilme, aşağı eğilme
Inconsiderate: başkalarını düşünmez, düşüncesiz
Incurable: tedavi edilmez, çaresiz
Indecisive: kararsız, kesin olmayan
Indication: anlatma, belirti, gösterge
Indifferent: kayıtsız, umarsız
Indispensable: vazgeçilmez, zorunlu
Indistinct: belirsiz, bulanık
Induce: kandırmak, ikna etmek
Industrious: çalışkan, gayretli
Insignificant: değersiz, önemsiz, belirsiz,
Insolent Rude küstah, terbiyesiz
Instructive: öğretici, eğitici
Intensity: güçlülük, yoğunluk
Intention: niyet
Interfere müdahale etme, çatışma, engelleme
Interfere with yoluna çıkmak, engellemek, karışmak
Intermittent kesik kesik, aralıklı
Intrepid Yılmaz, korkusuz, cesur
Intricate Complicated karışık, girift
Irrelevant konu dışı, ilgisiz
Jam sıkıştırmak, kilitlemek, izdiham
Lane dar yol; şerit
Liability sorumluluk, yükümlülük
Limp topallamak, aksamak
Lingered kolay kolay ayrılmak;
Lofty High yüce, yüksek, azametli
Look up to Respect hayran olmak, örnek almak
Means yol, yöntem, araç
Meddle Interfere karışmak, burnunu sokmak
Meditative Thoughtful derin derin düşünen
Melt: eri-t-mek, yumuşa-t-mak
Merge: birleşmek, içine katmak
Moist: nemli, ıslak
Mold: şekil vermek, kalıp
Mud: çamur; iftira
Nod: onaylamak, başını sallamak

Notify: bildirmek, haber vermek

Obscured: saklı, anlaşılması güç,
Obsess: aklına takılmak, fikri sabit yapmak
Obstinate: inatçı
Obtain: sağlamak, elde etmek
Occasional: arasıra olan, düzensiz
Occupation: işgal
Odorless: kokusuz
Output: ürün, verim, çıktı
Outrageous: nefret uyandırıcı, öfkelendirici
Overburdened: sıkıntılı

Overdue: vadesi geçmiş, gecikmiş
Oversimplify aşırı basitleştirme
Overturn: devirmek, tepe üstü getirmek
Pace: adım, hız
Passageway: pasaj, geçit
Peculiarity: özellik; ,,,-e özgü olma; tuhaflık
Phony: sahte, düzmece
Pick up: toplama, devşirme
Plunge: dalma, fırlama
Polish: cilalamak, boyamak
Premium: sigorta primi; ödül, prim
Presume: varsaymak
Pretense: rolüne girme, bahane
Pretext: bahane
Prodigious Huge, şaşılacak, müthiş, kocaman
Profilic çok eser veren
Prospects başarı şansı
Put off elbisesini çıkartmak – ertelemek
Readily Easily kolayca, seve seve
Readily isteyerek, gönülden
Recast yeniden çıkarmak, değiştirmek
Recession gerileme, durgunluk, azalma
Reckless aldırışsız, kayıtsız
Reckon hesaplamak, tahmin etmek
Refrain from kendini tutma, sakınma
Refute yalanlamak, çürütmek
Regarded as gibi görülmek, kabul edilmek
Relent yumuşama, gevşeme, merhamete gelme
Relentless amansız; acımasız, merhametsiz
Remark söz söyleme; fark etme
Renovation yenileme, tecdit, onarım
Reprimand azar, paylama
Reprove azarlama, paylama
Reservation yer ayırtma; şart; ihtiyat
Restraint zaptetme, sınırlama, hakim olma
Resultant sonucunda ortaya çıkan
Revere Loved saymak, saygı göstermek
Revise gözden geçirmek
Rim Edge kenar
Rub ovma, ovalama
Rugged zor, kaba, yontulmamış, pürüzlü
Rule out Reject
Saucer çay, fincan tabağı
Scattered dağınık
Scholarly çok derin, bilgili, bilimsel
Scold azarlama, paylama
Scorch yakmak, kavurmak; acı sözlerle incitmek
Sealed mühürlü
Seam dikiş yeri, bağlantı yeri
Seize tutmak, yakalamak, zaptetmek
Serene sakin; yüce
Shattered mahvolmuş, bitmiş; yorgun
Shield Protect, kalkan; korumak
Shift vardiya; rüzgarın yönünü değiştirmesi
Shipping gemiler; sipariş alıp gönderme
Shrewd Clever, kurnaz, açık göz
Sinful günahkar
Slope eğim
Sneer dudağını bükmek, küçümsemek
Soothe Comforted sakinleştirmek, rahatlatmak
Spectacle görülecek şey,
Sporadic Intermittent (düzensiz aralıklarla olan)
Squeeze sıkmak, ezmek
Stature boy-pos; önem; kişilik
Stayed late Lingered, oyalanmak
Stem from -den ileri gelmek, doğmak, çıkmak
Stern sert, müsamahasız
Stingy cimri, eli sıkı
Stockholder hissedar
Straighten doğrultmak
Strain kendini zorlamak, gayret göstermek
Stray başıboş, Homeless
Subsidize Para vermek, desteklemek
Subtle ince, narin; zeka işi
Superficial yüzeysel, üstünkörü
Supplementary takviye, ek
Surgeon cerrah, operatör
Surmount üstesinden gelmek, alt etmek, yenmek
Surpass aşmak, üstün olmak
Susceptible to kolay etkilenen, dayanıksız, hassas
Swell Grow şişmek, kabarmak; artmak, büyümek
Synopsis Summary özet
Tax-exempt vergiden muaf
Tempt ayartmak, yoldan çıkartmaya çalışmak
Testimony tanıklık, ifade
Thorough tam, dikkatli eksiz
Thrifty tutumlu, idareli
Throng Crowd kalabalık; kalabalık olarak gitmek
Tilted Crooked yatırmak, eğmek, ; meyil
Torn yırtık
Trace Indication iz, eser ; kopyasını çıkarmak, ipuçlarından olayı çözmek
Trail sürüklemek, gezdirmek; izlemek
Tramped Walked heavily kuvvetli adımla yürümek
Tranquil serene sakin, huzurlu
Transaction iş görme
Treachery ihanet
Triumph zafer, başarı
Trivial abes; bayağı; cüzi
Underestimate az/düşük olarak tahmin etmek
Undermine baltalamak, çökertmek, temelini çürütmek
Underrate hafife almak, küçümsemek
Unhesitatingly tereddüt etmeden
Unrehearsed provasız
Unrestrained denetimsiz, frenlenmemiş, serbest
Vague müphem, belirsiz, şüpheli
Vanity Pride, kibir, kendini beğenmiş; abes şey, beyhudelik
Versatile çok yönlü; elinden birden fazla iş gelen
Vexed Annoyed, bir şeye canı sıkılmak
Whip: kamçı; kamçılamak
Wither: solmak, soldurmak, sindirmek
Wrinkle: buruşmak, kırışmak
Yield (to): kabul etmek, baş eğmek..

Bir Cevap Yazın

Trackbacks:0

Listed below are links to weblogs that reference
KPDS’de en çok çıkan kelimeler – 1 from Kpds Üds Toefl Ielts Kaynakları
TOP